Uzak Gitmeler Üzerine..

Yollar
Nasıl aşılıyordu

İnsanlara gitmeyi?

Sana Bir İntihar Kadar Yakınım Belki De - 2017-01-19

Paylaş: Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş

              Göz kapaklarım yarılanıyor hafif hafif. Dünya değil de ben dönmeye başlıyorum, ağır bir çekimde.

Gündüzden geceye doğru dönmeye başlıyor rengimiz. Ben dönmeye devam ettikçe daha da kısılıyor göz kapaklarım, rengini siyah anımsadığım kuşlar uçuyor bir yöne doğru, ben dönüyorum, göz kapaklarım kısılıyor ve gittikçe yerçekimine yenik düşünüyorum sırt tarafımdan. Dünya dönme vardiyasını bana kitlemiş gibi. Göz kapaklarım kısıldıkça, bir çocuktan başlıyorum büyümeye. Ağlıyorum, gülüyorum. En güzel şeylere bürünüyorum, sırtım acıyor. Ona ağlamıyorum ama düşüyorum. Gözden düşer gibi, Tarık Akan'ın Zehra için yaptığı atlayış gibi değil ama onun göçüşü gibi kısılıyor gözlerim. Çocukluğum büyüyor hızlıca, ağır çekimde dönerken bakışlarım kendi dolaylarımda. Bir hamle daha sonra, yere yığılıp kendi içimden doğuyorum.

 

                Ölüm mü diyordunuz? Ah evet, belki de o ana bürünüyorum. Beni affetmeniz, kızmanız, ağlamanız ve yahut anımsamanız önüne geçemiyor artık, yeniden doğuşumu kendimden. Kalkıyorum, bir sabahtayım. Haber bültenleri açık ama ismimden habersiz. Kar yağacakmış, öyle bir şeyler mırıldanıyorlar. Ben kendi intiharımı, kendimden başkasına müjdeleyememişim bunu anlıyorum. Uyanıyorum, miskin bir gece yarısı açılıyor içimden. Her şeyin geç olması için elimden geleni ardıma koymuşum, seziyorum. Hızla geçiyorum sokakları. Neon tabelalar yanıp sönüyor göz bebeklerimin içerisinde, tanımadığım adamlara çarpıyorum, bilmediğim kadın gülüşleri hakim oluyor kulaklarıma. Hızla ilerledikçe sokak sokak üstüne açılıp duruyor. Uzuyor her şey, nefes alışlarım uzuyor, bir adam sigara yakıyor, bir bebek ceninlikten evriliyor, bende seni seviyorum.

               

                Bir kışlada nöbet tutuyorlar baş ucumda, Everest'te beni arıyorlar. Ben evde yatmışım bir şeyler düşlüyorum. Saçmalamak hayatın cilvesiymiş, kendimi inandırıyorum. Sen gelmiyorsun, tüm sokaklar içinden, gecelerden gündüzlerden. Gözlerim kısılırken hafif hafif, bunları düşünüyorum. Ta oradan bir yerden adam geçermiş gibi hissediyorum, o beni düşünürmüş gibi ben onu düşünmezden gelemiyorum. Acılarımızı yarıştırıyorum, mutluluklarımız çarpıştırıyorum. O adamı benmiş gibi düşünüyorum ama sen öldüğüme inanmak istemiyorsun.

 

                Evde oturup veda mektubumu yazarken düşünüyorum bunları, sen kim bilir neleri düşünürken. Yemeği ateşte unuturken kim geliyor ki aklına? Kimler engel koyuyor zihnine, evde bir başına ütü yaparken. Ben olsam fişi çekmeni hatıratırım, ama sen inanmıyorsun ki öldüğüme. Hiç bir şey geçmek bilmiyor, bilmiyor işte bilmiyor...

 

Veda mektubumu yazarken unutmuşum ağlamayı, ölümsüzlüğü ilan edeli epey olmuştu oysaki gözbebeklerinde parlarken. Gülmek ben güldürürsem yakışırdı, gamzelerine.

Sevmekle alakalı maddeleri bilirsin, sayarsam sabaha kadar üşür bedenim. Ben artık ölümlü olmayan biriyim çünkü.

 

                Zahmet olmayacaksa, bazı şarkılar boğazına kilit vurabilir mi? Dalgaların sesleri kıyıya çarparken, mırıldandıklarım belki de. Çelenkleri bir de balıkları sevmiyorum, bilirsin. Bana beyaz mı yakışır yoksa sana siyah mı bilmiyorum ama, sizinla değilım biliyorum. Vedaları sevmem ama kar yağdıkça yağıyor. Tüm durmalardan habersiz. Gözlerim kapandı kapanacak artık, Turgut Uyar şiir yazar şimdi, Edip bir sigara daha yakar, bende giderim. Yolum uzun değil ama yine de ben bilirim öyle

değil mi?

 

                Akşam olmak üzere, gözlerim kapandı artık. Gecesi gündüzü hepsi bir artık gözümde, sana da hoşça kal canım, ben ölüyorum...

İlgili Aramalar: sana bir intihar kadar yakınım belki de edirne

Bu şiir 65 kez okundu. 0 yorum.

YORUMLAR   

 (Yorum Yaz)

Eserlerin sahibinden izinsiz kopyalanması "5846 SAYILI FİKİR SANAT ESERLERİ YASASI"na göre suçtur!!